Hakkımızda
Sözcüklerle Yolculuk

🔒 DEVAM EDEN PROJE – 90'LAR
Bu kitap, 90'lı yıllarda büyüyen bir kuşağın sessizce taşıdığı travmaların içinden yazılıyor.
Televizyon sesleri, kapatılan perdeler, yarım kalan cümleler ve çocuk yaşta öğrenilen suskunluklar…
O dönem, yalnızca yaşananlarla değil; konuşulamayanlarla da iz bıraktı.
Bu hikâye, 90'ların belirsizliğinde şekillenen korkuları, bastırılan duyguları ve "normal" denilerek geçiştirilen yaraları hatırlatıyor.
Bir dönemin yükü, bu kez bireysel hafızadan toplumsal hafızaya doğru açılıyor.
Pınar Pars, 1980 yılında İstanbul'da doğmuştur. İstanbul merkezli bir roman yazarı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Yazınsal üretiminde çağdaş edebiyatın anlatı imkânlarını kullanarak bireyin iç dünyasını, bellekle kurduğu ilişkiyi ve travmanın zaman içinde aldığı biçimleri ele alır.
Pars'ın edebi yaklaşımı, olay örgüsünden çok psikolojik derinliğe ve anlatının iç ritmine odaklanır. Romanlarında travma, aidiyet, aşk ve duygusal kırılmalar; doğrudan teşhir edilen temalar olarak değil, karakterlerin iç dünyasında biriken ve zamanla görünür hâle gelen süreçler üzerinden işlenir. Bu yönüyle metinleri, çağdaş edebiyatta psikolojik roman ve bellek anlatıları bağlamında değerlendirilebilir.
Yazıyı bir çözüm önerisi ya da didaktik bir araç olarak değil; okuru kendi duygusal deneyimiyle baş başa bırakan bir farkındalık alanı olarak konumlandırır. Anlatılarında yüksek sesli dramatizasyondan kaçınır; bunun yerine bastırılmış duygular, söylenemeyen cümleler ve içsel gerilimler üzerinden ilerleyen bir dil kurar.
Yayımlanmış eserleri arasında Sihirli Gazete, Buzlu Oralet ve Vehim bulunmaktadır. Bu romanlarda çocukluk ve yetişkinlik arasındaki geçişler, aşkın kırılgan yapısı ve bireyin kendisiyle kurduğu çatışmalı ilişki farklı anlatı katmanlarıyla ele alınır. Pınar Pars, edebiyatı temsil eden değil; okurla temas kuran bir alan olarak görür.
Çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir.
Çoğu zaman, alan açmak için yazmak gerekir.
Pınar Pars olarak yazmak benim için bir anlatma biçimi değil, bir temas alanı. Metinlerimde yüksek sesli dramatizasyondan bilinçli olarak kaçıyorum. Bastırılmış duygular, söylenmeyen cümleler ve içsel gerilimler üzerinden ilerleyen bir dil kullanıyorum.